Etiket: hakları

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Genel İtibariyle Tüketiciye Tanıdığı Haklar

TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN'UN GENEL İTİBARİYLE TÜKETİCİYE TANIDIĞI HAKLAR

Avukat Mustafa SONAR Koordinatörlüğünde hazırlanmış olan ve tüketicilerin hak kayıplarına

çözüm yolları arayan çalışmamızı sunmaktayız. Son yıllarda Türkiye’de bir kısım bankaların

oluşturdukları kartel ile tüketicilerin kullanmış oldukları kredilerden almış oldukları fahiş faiz

ve dosya masrafı iadelerine ilişkin husumetlerde de uygulanacak olan hükümleri

içermektedir.

6502 sayılı yeni kanunun amaç başlıklı 1.maddesinde de ifade edildiği üzere kanunun amacı,

ekonomik hayatın güçlü aktörlerine karşı sosyal ve ekonomik yönden zayıf olan tüketicileri

korumaktır. Bu bağlamda kanunun bir yönü de tüketiciye tanıdığı haklardır. Bu çalışmada da

yeni kanunun genel olarak tüketiciye tanıdığı hakları açıklayacağız.Şöyle ki;

-Tüketici Kavramı ve Tüketici İşlemleri:

Kanunun haklar tanıdığı tüketici kimdir? Kanunun tanıdığı bu haklardan kimlerin istifade

edeceğini tespit etmek kanunun uygulama alanı için önem arz eder. Yeni kanunda da

tüketici, mesleki veya ticari olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi(insanlar) ve tüzel

kişi(dernek, vakıf gibi) olarak tanımlanmıştır. Kanunun tanıdığı hakların parçası olan

tüketicinin bu haklardan istifade edebilmesi için işlem yaptığı tarafın da mesleki veya ticari

amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olması gerekir. Kanunun uygulama alanı

bakımından önemli olan bir başka husus ise tüketici işlemi kavramıdır. Yeni kanundaki

tanımdan da hareketle tüketici işlemi, mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin yaptığı her

türlü hukuki işlem olarak tanımlanabilir. Yeni kanunun tüketici işlemi tanımında getirdiği

önemli bir yenilik, eski kanun döneminde tüketici işlemi olup olmadığı tartışmalı olan vekalet,

eser, taşıma, sigorta, bankacılık sözleşmelerini örneklendirmek suretiyle tüketici sözleşmesi

olarak kabul etmesidir. Yani artık yeni kanun döneminde müvekkilin avukatıyla yaptığı,

hastanın doktoruyla kurduğu vekalet sözleşmesi tüketici sözleşmesi kabul edilecek ve

kanunun uygulama alanında yer alacaktır. Yine yeni kanuna göre, sadece tüketici işlemleri

değil sözleşmenin kurulmasından önceki veya sözleşme sona erdikten sonra tüketiciye

yönelik yapılan uygulamalar da kanun kapsamında yer alacaktır. Bunun önemi ise sözgelimi

bir mağazaya giren tüketicinin henüz alışveriş yapmadan bir zarara uğraması da satış sonrası

hizmetler de kanunun kapsamındadır.

-Tüketici Sözleşmelerine Uygulanacak Genel Esaslar Bakımından Tüketicinin Sahip Olduğu

Haklar:

Burada değineceğim haklar kanunda özel olarak düzenlenmiş olsun veya olmasın tüketicinin

yaptığı her türlü sözleşme için sahip olduğu haklardır. İlk olarak kanunda yazılı şekilde

yapılması öngörülen bütün tüketici sözleşmeleri ve bilgilendirmeler açık,sade ve anlaşılır bir

dilde ve en az on iki punto olacak şekilde satıcı-sağlayıcı tarafından düzenlenecektir. Yanı sıra

sözleşme süresi boyunca sözleşme hükümleri tüketici aleyhine değiştirilemeyecektir.

Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri de tüketiciden sözleşmeye istinaden talep

edilen ek ücret ve masraflardır. Hemen belirtmek gerekir ki tüketicinin kendisine sunulan mal

veya hizmetin kapsamında değerlendirdiği ve sözleşme bedeli olarak ödediği edimler(borcun

konusu) için ek masraf ve ücret talep edilemez. Özellikle kanunda özel olarak düzenlenen

sözleşmeler için satıcı-sağlayıcı tarafından yerine getirileceği tespit edilen edimler için ek

masraf ve ücret talep edilemez. Yanı sıra satıcı-sağlayıcının kendi menfaatleri doğrultusunda

yaptığı masrafları da tüketiciden talep etmesi mümkün değildir. Ancak tüketicinin kendine

sunulan mal ve hizmetin kapsamı dışında kalan değerler için ek ücret ödemesi mümkün olup

bu durum tüketicinin lehine olacaktır. Ek ücret ve masraflara ilişkin kanunda yer alan önemli

bir düzenleme de özellikle bankacılık ve elektronik haberleşme sektöründe sıkça kullanılan

standart tip sözleşmelerin oldukça karmaşık olması hasebiyle talep edilecek ek masraf ve

ücretlerin sözleşmeden ayrı bir ekte gösterilmesinin zorunlu tutulmasıdır.

Düzenleyenin tek yanlı dayatmasıyla tüketiciler ile pazarlık edilmeden tüketici aleyhine olan

sözleşme şartlarına karşı da tüketici kanun tarafından korunmuştur. Gerçekten, günümüzde

alışveriş hayatında mesleki veya ticari faaliyetlerle hareket edenler pek çok sayıda

sözleşmede kullanmak amacıyla standart tip sözleşmeler hazırlamakta ve bunları tüketiciye

sunduğu takdirde de tüketicinin sadece sözleşmeyi kabul etme veya etmeme serbestisi

kalmakta ve sözleşmenin içeriğine etki edememektedir. İşte bu standart tip sözleşmelerde

yer alan, tüketici ile pazarlık edilmeden sözleşmeye konulan ve tüketici aleyhine hakkaniyete

aykırı şekilde oransızlık yaratan sözleşme şartları tüketici bakımından bağlayıcı olmayacaktır.

Şayet bu tür sözleşme şartları üzerine pazarlık edilmişse düzenleyen bunu ispat etmek

zorundadır. Ayrıca standart tip sözleşmelerde açık, sade ve anlaşılabilir bir dil kullanılmalıdır

aksi halde yine bu sözleşme tüketici bakımından bağlayıcı olmaz. Yeni kanunun getirdiği bir

yeniliğe göre kanun veya yetkili makamlardan aldıkları izinle mesleki veya ticari faaliyetlerde

bulunanların tüketici ile yaptıkları sözleşmelerde de yine tüketici aynı hak ve imkanlara sahip

olacaktır. Bunun günlük hayatta en yaygın örnekleri su, elektrik, doğalgaz, haberleşme,

bankacılık sektörlerinde tüketicinin yaptığı sözleşmelerdir. Ancak belirtmek gerekir ki serbest

piyasa ekonomisi benimsendiğinden tüketici ödediği bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek

bu imkanlardan faydalanamaz. Mamafih, tüketicinin ödeyeceği bedel saydamlık ilkesine

uygun olarak tüketiciye belirtilmiş ve tüketicinin piyasa araştırması yapması için gerekli

imkan sağlanmış olmalıdır. Aksi halde yine tüketici ödediği yüksek bedele karşı bu hak ve

imkanlardan yararlanabilecektir.

Eski kanunun da tanıdığı ve yeni kanunda da yer alan bir hak da satışa arz edilen yani rafta,

vitrinde veya elektronik ortamda ya da açıkça görülebilir bir yerde sergilenen malın satılık

olmadığı belirtilmedikçe satıcının satıştan kaçınamayacağıdır. Özetle tüketici satışa arz edilen

bir malı satın alabilir ve satıcı buna engel olamaz. Aynı şekilde hizmet sunan da haklı bir

sebep bulunmadıkça hizmeti görmekten kaçınamaz. Yanı sıra satıcı bir malın satışını kendi

belirleyeceği miktar, sayı, ebatta alınması koşuluna bağlayamayacağı gibi başka bir malın

satın alınması koşuluna da bağlayamaz. Örneğin; satıcı şu kadar almazsanız satmıyoruz ya da

tek başına satmıyoruz gibi ifadelerle satıştan kaçınamaz. Yine günlük hayatta sıkça tüketici

bakımından karşılaşılabilecek problemlerden biri de sipariş edilmeyen mallardır. Yeni

kanunda bu hususa ilişkin bir düzenleme getirilmiş ve sipariş edilmeyen bir malın

gönderilmesi halinde tüketicinin bunu muhafaza etmek ya da geri göndermek gibi bir

yükümlülüğünün olmadığı yanı sıra sessiz kalmasının veya malı kullanmasının tüketiciyi borç

altına sokmayacağı da hükme bağlanmıştır.

Tüketicinin sahip olduğu hakların en önemlilerinden birisi de ayıplı mal veya hizmete karşı

sahip olduğu haklardır. Ayıplı mal, teslim edilen malın taraflarça kararlaştırılan özellikleri

taşımaması veya malın örnek ya da modeline uygun olmaması veya objektif olarak taşıması

gereken özellikleri taşımamasıdır. Yine ambalajında, etiketinde, tanıtım ve kullanma

kılavuzunda veya internet portalı ya da reklam veya ilanlarında yer alan özellikleri

taşımaması; malın kullanım amacını karşılamaması veya tüketicinin ondan beklediği faydaları

azaltması veya kaldırması da ayıp kapsamında değerlendirilmiş olup sözleşmeye aykırı ifa

olarak nitelendirilmiştir. Yeni kanunun getirdiği bir yeniliğe göre, malın kararlaştırılan sürede

teslim edilmemesi, montajının satıcı veya onun sorumluluğu altında yapılması halinde gereği

gibi yapılmaması ya da montajın tüketici tarafından yapılmasının kararlaştırıldığı hallerde

montaj talimatlarındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montojın gereği gibi yapılamaması

halinde de tüketici ayıplı mallara karşı sahip olduğu haklara haiz olacaktır. Ayıplı mallara karşı

tüketicinin sahip olduğu haklara ilişkin kanunun getirdiği bir başka yenilik de malın

tesliminden itibaren altı ay içerisinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğunun

kabul edilecek olmasıdır. Mamafih, satıcı bunun aksini iddia ve ispat edebilir. Kanunun

getirdiği önemli bir yenilik daha eski kanunun tüketiciye yüklediği ayıbı ihbar külfetidir. Yeni

kanunla beraber tüketici ayıplı malla karşı karşıya kaldığı takdirde ayıbı satıcıya ihbar

etmeden haklarını kullanabilecektir. Tüketicinin ayıplı mallara karşı sahip olduğu haklar;

ücretsiz onarım, malın misli ile değiştirilmesi, sözleşmeden dönme ve ayıp oranında bedelden

indirim isteme haklarıdır. Tüketici, ücretsiz onarım ve malın misli ile değiştirilmesi haklarını

sadece satıcıya karşı değil üretici veya ithalatçıya karşı da ileri sürebilir. Meğerki, üretici veya

ithalatçı malı piyasa sürmesinden sonra ayıbın ortaya çıktığını ispatlamamış olsun. Tüketici

malın misli ile değiştirilmesi veya ücretsiz onarım haklarını kullanmışsa tüketicinin talepleri

satıcı tarafından otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde

yerine getirilmek zorundadır. Şayet tüketici sözleşmeden dönme veya ayıp oranında

bedelden indirim haklarını kullanmışsa ödediği bedelin tamamı veya indirim tutarı talebin

satıcıya ulaşmasıyla derhal tüketiciye iade edilir. Tüketicinin bu haklarını kullanırken sahip

olduğu önemli bir imkan da tüketicinin bu haklarını kullanması için yaptığı tüm masrafların

satıcı tarafından karşılanacak olmasıdır. Örneğin; ayıplı malla karşılaşan tüketici malı satın

aldığı firmayı arayarak malın ücretsiz onarımını talep ettiği takdirde satıcı malı gelip

tüketiciden alması ve onararak tüketiciye geri getirmesi gerekir. Dikkat edilmesi gereken bir

husus tüketici bu haklarını kanunlarda veya tarafların yaptıkları anlaşmalarda farklı bir süre

öngörülmemişse malın teslim edilmesinden itibaren iki yıllık bir süre içerisinde kullanabilir.

Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. Ancak ayıp satıcının ağır kusuru veya

hilesi ile gizlenmişse bu süreler söz konusu olmaz. Örneğin; satıcı ayıbı bilmesine rağmen

tüketiciyi bilgilendirmeksizin ve gizleyerek malı satmışsa bu süreler söz konusu olmaksızın

tüketici haklarını kullanabilir. Ayıplı hizmetlere karşı da tüketicinin sahip olduğu haklar aynı

esaslara tabidir.(ayrıntılı bilgi için bkz: 6502 sayılı kanun madde 13, 14, 15, 16)

-Kanunda Düzenlenen Tüketici Sözleşmelerine İstinaden Genel İtibariyle Tüketiciye

Tanınan Haklar:

Kanunun uygulama alanı tüketicinin satıcı-sağlayıcı ile yapmış olduğu her türlü işlem ve

tüketiciye yönelik her türlü uygulamadır. Buna bağlı olarak tüketicinin yapmış olduğu her

türlü sözleşme ve maruz kaldığı her türlü uygulama kanun kapsamındadır. Ancak bazı tüketici

sözleşmeleri tüketiciler bakımından özel bir koruma gerektirdiğinden kanunda özel olarak

düzenlenmiştir. Kanunda bölümlere isimlerini veren tüketici sözleşmeleri; satıcı-sağlayıcının

bir malın teslimi veya hizmetin ifasını üstlendiği tüketicinin de bedeli kısım kısım ödediği

"taksitle satış sözleşmeleri", kredi verenin faiz veya belli menfaatler karşılığında ödemenin

ertelenmesini veya kredi vermeyi taahhüt ettiği "tüketici kredileri sözleşmeleri", tüketiciye

konut edindirilmesi amacıyla kredi kullandırılması, konutun finansal kiralama sözleşmesiyle

kiraya verilmesi veya sahibi oldukları taşınmazı teminat altına alarak kredi kullandırılmasına

yönelik "konut finansmanı sözleşmesi", tüketicinin konut amaçlı taşınmazın bedelini peşin

veya taksitle ödemeyi, satıcının da bedelin kısmen veya tamamen ödenmesiyle konutu devir

veya teslim etmeyi üstlendiği "ön ödemeli konut satışı sözleşmesi" dir. Bununla beraber diğer

tüketici sözleşmeleri bölüm başlığı altında mesafeli sözleşmeler, abonelik sözleşmeleri gibi

diğer birtakım tüketici sözleşmeleri düzenlenmiştir. Bu yazıda her bir tüketici sözleşmesi için

kanunun tanıdığı haklara teker teker değinilmeyecek olmakla beraber bütün bu sözleşmelere

ilişkin hükümlerde nispeten ortak ve önemli olan haklar üzerinde durulacaktır. Nihayet bu

hakların en önemlilerinden biri "cayma hakkıdır". Sözleşme kurulduktan sonra tüketici

sözleşme ile bağlı olsa da her bir sözleşme için kanunda ayrı ayrı belirlenen süreler içinde

hiçbir sebep göstermeksizin ve hiçbir cezai şart ödemeksizin cayma hakkını kullanarak

sözleşme ile bağlılıktan kurtulabilir. Bu süre taksitle satış sözleşmelerinde "7" gün; tüketici

kredisi, ön ödemeli konut satışı, mesafeli, iş yeri dışında kurulan, finansal hizmetlere ilişkin

mesafeli, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmelerinde "14" gündür. Tüketicinin

cayma hakkını kullanması üzerine taksitle satış sözleşmelerinde olağan bir gözden

geçirmenin gerektirdiği ölçünün üzerinde bir kullanım olmadıkça; tüketici kredisi

sözleşmelerinde anaparanın geri ödendiği tarihe kadar tahakkuk eden faiz, bir kamu kurum

ya da kuruluşuna veya üçüncü kişilere karşı yapılan masraflar dışında hiçbir ücret ve masraf

talep edilemeyecektir. Uygulamada sık karşılaşılan ve tüketici açısından çeşitli olumsuzluklar

yaratan bir husus da tüketicinin sözleşme bedelini taksitler halinde ödediği sözleşmelerde

tüketicinin taksitlerini ödemekte gecikmesi üzerine veya ödememesi üzerine satıcı-

sağlayıcının bu hallerde bedelin tamamını talep edebileceğine ilişkin sözleşme şartlarıdır.

Tüketiciler için güçlük oluşturan bu duruma karşı her bir sözleşme için kanun tüketicinin

bedelin tamamını talep edebilmesini belli şartlara bağlamıştır. Tüketicinin sözleşme bedelini

taksitle ödediği sözleşmelerde tüketicinin taksitleri ödememesi veya ödemekte gecikmesi

üzerine satıcı-sağlayıcının bedelin tamamını talep edebileceğine ilişkin bir sözleşme şartı olsa

da kanuna göre bedelin tamamının talep edilebilmesi için; satıcı-sağlayıcının bütün edimlerini

yerine getirmiş olması, tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödememesi ve satıcı-

sağlayıcının tüketiciye en az otuz günlük süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması

gerekir. Yine tüketicilerin sözleşme bedelini kısım kısım ödediği sözleşmelerde tüketicinin

borcunu tamamen ödemesi veya vadesi gelmemiş bir veya birden çok taksidi ödemesi

halinde ödenen miktara göre satıcı-sağlayıcı tüm faiz ve diğer maliyet unsurlarına ilişkin

indirim yapmakla yükümlüdür.

-Kanunda Tüketicilere Tanınan Diğer Birtakım Haklar:

Bu kısımda günlük hayatta tüketicilerin karşılaşabileceği bazı problemlere karşı sahip olduğu

haklara değinilecektir. Etiket, tarife, fiyat listesi ile kasa fiyatı arasında farklılık olması halinde

tüketici lehine olan fiyat uygulanacaktır. Örneğin; bir süpermarketin girişinde asılı olan fiyat

listesinde yer alan bir ürüne dair kasada daha yüksek bir bedel istenmesi üzerine tüketici

fiyat listesinde belirtilen fiyattan ürünü satın alacaktır. Kanunda garanti belgesi ile satılan

ürünlere ilişkin tüketicinin haklarını koruyucu hükümlere de yer verilmiştir. Şayet tüketici

garanti belgesi ile satılan bir malın ayıplı çıkması halinde kendisine tanınan ücretsiz onarım

hakkını kullanmasına karşın garanti süresi içinde malın tekrar arızalanması, malın tamiri için

gereken sürenin aşılması veya tamirinin mümkün oladığının tespit edilmesi üzerine tüketici

kendisine tanınan diğer hakları da kullanabilecektir. Garanti belgesi ile satılan mallarda azami

onarım süresi otuz iş günüdür. Eski kanun döneminde çıkarılan ve yeni kanunla beraber

değiştirilecek olan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'e göre malın

arızasının on iş günü içerisinde giderilememesi durumunda tüketiciye benzer özelliklere sahip

bir mal verilmesi zorunludur.